Etiketlenen üyelerin listesi

Toplam 5 adet sonuctan sayfa başı 1 ile 5 arası kadar sonuç gösteriliyor.
  1. #1
    Moderatör ayoruk81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2015
    Nereden
    Düzce
    Mesajlar
    1.750
    Beğen
    1.380
    Beğenilmiş
    599

    Kayısı Yetiştiriciliği

    KAYISI YETİŞTİRİCİLİĞİ


    1. Kayısı Yetiştiriciliği
    1.1. Tanımı ve Önemi

    Anavatanı Orta Asya, Batı Çin ve İran-Kafkasya olan kayısı, gerek ülkemizde gerekse dünyada başta Akdeniz ülkeleri olmak üzere birçok ülkede ekonomik olarak yetiştiriciliği yapılan önemli bir meyve türüdür. Latince adı Prunus armeniaca olup Rosaceae familyasının bir üyesidir.

    Kayısı derin, iyi geçirgen, iyi havalanan, sıcak ve besin maddelerince zengin; kumlu, tınlı, humuslu toprakları seven bir meyvedir. Ağaçlar kuvvetli, büyük, yayvan taç teşkil eder. 8-10 metreye kadar boylanabilir. Kışı soğuk, yazı sıcak iklimlerin meyvesidir. Kayısılar taze, kurutulmuş veya meyve suyu olarak bütün yıl boyunca tüketilebilen meyvelerdendir.

    Kayısı, ekonomik olarak iyi bir gelir kaynağı ve insan sağlığı açısından önemli olması nedeniyle dikim alanları gün geçtikçe artan bir meyvedir.

    Kayısının insan sağlığı için faydaları:
    • Beynin düzenli çalışmasını sağlar, yorulmasını önleyip stresi azaltır.
    • Vücudun en önemli depo ve laboratuarı sayılan karaciğerin tahrip olan kısımlarının tamirini sağlar.
    • Kemiklerin çok daha düzgün ve sağlam olmasında önemli rol oynar.
    • Dişlerin daha sağlam ve kuvvetli olmasında etkisi vardır.
    • Böbreklerin taş teşekkülünü azaltır.
    • Kansere karşı koruyucu bir etkiye sahiptir.
    • Kalp kaslarını kuvvetlendirir ve daha düzenli çalışmasını sağlar.
    • Kan yapımını arttırarak kansızlığı önler, mide ve onikiparmak bağırsağı ülserini önler, oluşan ülseri tedavi eder.
    • Kayısının içeriğinde potasyum bakımında zengin, sodyum minerali düşük olması ve A vitamininin öz maddesi karotence zengin olması nedeniyle dengeli beslenmede önemli rol oynar.
    • Üreme sistemi üzerinde olumlu rol oynar, cinsel gücü artırır.


    1.2. Çeşitleri

    Bugün dünyada 1750’nin üzerinde kayısı çeşidi ve melezi bulunmakla birlikte her ülkede ekonomik anlamda yetiştiriciliği yapılan kayısı çeşidi sayısı 5-10’u geçmemektedir.
    Kayısı; kurutmalık ve sofralık olmak üzere iki çeşit üretilir. Bu bölümde ülkemizde ve yurtdışında yetiştirilen önemli bazı kayısı çeşitlerinin özellikleri verilmiştir.

    1.2.1. Kurutmalık Çeşitler

    Kurutmalık kayısının tamamına yakını Malatya İli’nde üretilmekle birlikte Elazığ, Erzincan ve Sivas’ta da önemli miktarda kurutmalık kayısı üretimi yapılmaktadır.

    kayısı.jpg
    Harita 1: Malatya kayısı yetiştirme alanları

    Hacıhaliloğlu kayısısı: Malatya’nın en önemli kurutmalık kayısı çeşididir. Malatya’daki kayısı ağacı varlığının yaklaşık % 73’ünü oluşturur. Meyveleri orta irilikte 23-25 g ağırlıkta, meyve şekli oval simetrik, meyve kabuk ve et rengi sarı kırmızı yanak oluşturma eğilimindedir. Meyve az sulu, çok tatlı, aromalı, pH 4,5-4,8 ve suda çözünür kuru madde miktarı % 24-28’dir. Malatya’da temmuz ayının 2. haftası olgunlaşır.

    kayısı1.jpg
    Fotoğraf 1: Hacıhaliloğlu kayısısı

    Kabaaşı kayısısı: Malatya’da 1970’li yıllarda yapılan bir seleksiyon çalışması sonucu bulunmuş kurutmalık bir çeşittir. Malatya’da ağaç sayısı bakımından Hacıhaliloğlu çeşidinden sonra ikinci sırada yer alır. Ağaçları orta büyüklükte dik ve kuvvetli gelişir. Meyve orta irilikte 30-35 g ağırlığında, oval şekilli meyve kabuk ve et rengi sarıdır.

    Meyve tatlı, pH 3,8-4,6 ve suda çözünür kuru madde miktarı % 24-26’dır. Malatya’da temmuz ayı başında olgunlaşır.

    kayısı2.jpg
    Fotoğraf 2: Kabaaşı kayısısı

    Soğancı kayısısı: Malatya Zirai Araştırma İstasyonu tarafından yapılan bir seleksiyon çalışması sonucu bulunmuştur. Ağaçları iri, dik-yayvan şekilli olup orta derecede verimlidir. Meyveleri 28-32 g ağırlığında, yuvarlak şekilli meyve kabuk ve et rengi sarıdır. Meyve tatlı, pH 4,5-4,7 ve suda çözünür kuru madde miktarı % 23-26’dır. Malatya’da temmuz ayının ikinci haftası olgunlaşır.

    kayısı3.jpg
    Fotoğraf 3: Soğancı kayısısı

    Çataloğlu kayısısı: Malatya’nın kurutmalık kayısı çeşitlerindendir. Dik-yayvan habitüse sahip Çataloğlu çeşidinin dalları aşağı doğru sarkıktır. Ağaçları verimlidir. Meyvesi orta irilikte, 25-35 g ağırlığında, oval şekilli, meyve et rengi sarıdır. Meyvenin güneş gören kısmında kırmızı yanak oluşturur. Meyve eti sert, tatlı, lezzetli, az sulu, suda çözünür kuru madde miktarı % 24-28, çekirdek oval şekilli, tatlı ve meyve etine yapışık değildir. Temmuz ayının ikinci haftası olgunlaşır.

    Çöloğlu kayısısı: Malatya’nın sofralık-kurutmalık kayısı çeşididir. Yuvarlak şekilli, meyveleri 23-25 g ağırlığında, hoş kokulu ve güzel aromalıdır. Sofralık olarak tüketilmesinin yanı sıra kabuk şeklinde kurutulmaya da uygundur. Ayrıca çeşide ait meyveler reçel ve marmelat yapımı için tercih edilmektedir.

    kayısı4.jpg
    Fotoğraf 4: Çöloğlu kayısısı

    1.2.2. Sofralık Çeşitler

    Hasanbey kayısısı: Malatya’nın en önemli sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Meyve kalp şeklinde iri 40-55 g ağırlığında meyve eti sert dokulu ve tatlıdır. Meyve kabuk ve et rengi sarı, suda çözünür kuru madde miktarı % 18-22, pH 4,9-5,1’dir. Malatya’da haziran ayının sonu temmuz ayının başında olgunlaşır.

    Aprikoz kayısısı: Iğdır ve Kağızman bölgesinin sofralık kayısı çeşididir. Bu çeşidin kökeni tam olarak bilinmemektedir. Ermenistan’da bu çeşide Erevani denmektedir. Yayvan taçlı fakat çok kuvvetli büyüyen ağaçlar meydana getirir. Meyve şekli eliptiktir. Meyve oldukça iri olup ortalama meyve ağırlığı 50-60 g arasında değişir. Meyve kabuk ve et rengi sarıdır. Meyve tatlı ve meyve et dokusu orta sertlikte olup meyveler belirgin şekilde simetriktir. Çekirdekleri uzun şekilli, tatlı ve meyve etine yapışık değildir.

    Şekerpare kayısısı: Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Ağaçları yüksek verimlidir. Meyve ufak, 25-30 g ağırlığında, oval şekilli, meyve kabuk ve et rengi sarıdır. Meyve tatlı, et dokusu orta sertlikte olup meyveler belirgin şekilde kırmızı yanak oluşturur. Meyve kabuğu paslı ve beneklidir. Yuvarlak şekilli, çekirdekleri tatlı olup meyve etine yapışık değildir.

    kayısı5.jpg
    Fotoğraf 5: Şekerpare kayısısı

    Alyanak kayısısı: İzmir’in erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaç şekli yayvan olup kuvvetli büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyveler 30-45 g ağırlığında, basık oval şekilli, meyve et rengi turuncu olup kuvvetli şekilde kırmızı yanak oluşturur. Meyveleri mayhoş, yumuşak dokulu, suda çözünür kuru madde miktarı miktarı % 12-14, çekirdeği acı ve meyve etine yapışık değildir. Malatya şartlarında haziran sonu-temmuz ayının birinci haftasında olgunlaşır.

    kayısı6.jpg
    Fotoğraf 6: Alyanak kayısısı

    Tokaloğlu-Erzincan kayısısı: Erzincan’ın sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları dik şekilli olup kuvvetli gelişir. Meyveleri oval şekilli, 40-55 g ağırlığında ve meyve et rengi sarıdır. Tatlı, yumuşak dokulu suda çözünür kuru madde miktarı % 16-18’dir. Çekirdekleri tatlı ve meyve etine yarı yapışıktır. Meyveleri temmuz ayının birinci haftası olgunlaşmaya başlar. Çeşidin soğuklama ihtiyacı 950-1229 saattir.

    Tokaloğlu-Yalova kayısısı: Yalova’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik-yayvan şekilli ağaçları kuvvetli gelişir. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve yuvarlak şekilli ve 35-50 g ağırlığında, meyve et rengi sarı ve meyvelerin yanak oluşturma eğilimi zayıftır. Meyve tatlı, yumuşak dokulu, suda çözünür kuru madde miktarı 15-18, çekirdeği acı ve meyve etine yapışık değildir. Haziran ayının üçüncü haftası olgunlaşır.

    Tokaloğlu-Konya Ereğli kayısısı: Konya’nın sofralık kayısı çeşididir. Dik şekilli ağaçları orta kuvvette büyür. Ağaç verimliliği ortadır. Meyve kalp şeklinde, karın çizgisi belirgin ve asimetrik olup meyve ağırlığı 32-40 gram arasındadır. Meyve et rengi sarı, suda çözünür kuru madde miktarı % 17-19, çekirdeği tatlı ve meyve etine yapışık değildir. Temmuz ayının üçüncü haftası olgunlaşır.

    İri bitirgen kayısısı: Tekirdağ’ın geçci sofralık ve kurutmalık kayısı çeşididir. Zayıf gelişen ağaçları dik-yayvan şekilli, ağaç verimliliği ortadır. Meyve şekli oval, 33-40 g ağırlığında, az tatlı ve sert dokuludur. Meyve et rengi turuncu, meyve karın çizgisi belirgin ve asimetriktir. Suda çözünür kuru madde miktarı % 18-21, çekirdeği tatlı ve meyve etine yapışık değildir. Malatya şartlarında temmuz ayının ikinci yarısı olgunlaşır.

    Karacabey kayısısı: Bursa’nın erkenci sofralık kayısı çeşididir. Ağaçları yayvan şekilli olup zayıf büyür. Ağaç verimliliği yüksektir. Meyve kalp şeklinde, 35-45 g ağırlığında, meyve karın çizgisi belirgin ve simetriktir. Meyve et rengi turuncu ve kuvvetli yanak oluşturur, az tatlı ve gevrektir. Suda çözünür madde miktarı % 12-14, çekirdeği acı ve meyve etine yarı bağlıdır. Malatya şartlarında temmuz ayı başında olgunlaşır.

    Precoce de Tyrinthe kayısısı: Erkenci bir Yunan çeşididir. Sofralık bir çeşit olup ağaçları kuvvetli ve oldukça verimlidir. Meyveleri iri, uzunca şekilli ve oldukça dayanıklıdır. Meyve kabuğu açık portakal sarısı ve kırmızı yanaklıdır. Meyve eti koyu turuncu renkte, meyve suyu kalitesi orta derecededir. Çekirdeği acı, orta uzun şekilli ve ete yarı yapışıktır.

    Roxana kayısısı: Ağaç kuvvetli olup yayvan büyür. Erken meyveye yatar. Soğuklama gereksinimi yüksektir. Geç çiçek açar, soğuklara karşı dayanıklıdır. Verim orta-yüksek olup meyve çok iridir (80-120 g). Sulanmasına özen
    gösterilmelidir. Çok güzel kırmızı renklidir. Meyve eti turuncu, çekirdeği tatlı ve iridir.

    kayısı7.jpg
    Fotoğraf 7: Roxana kayısısı

    Ninfa kayısısı: Zayıfça gelişen bir ağaç yapısına sahip sofralık bir çeşittir. Verim yüksek ve devamlıdır. Meyve iriliği orta büyüklükte olup P. De Tyrinthe’den 12-15 gün önce olgunlaşır. Sofralık ve kurutmalık olarak değerlendirilen kayısı ayrıca meyve suyu, konserve, kayısı pulpu, kayısı nektarı, kayısılı içecekler, kayısı reçeli, marmelat, jöle, krema, şekerleme, pasta ve kayısı turşusu gibi işlenmiş kayısı ürünleri olarak da değerlendirilmektedir.
    adneser (12-03-2016) Bunu beğendi.
    Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz(Anonim)

  2. #2
    Moderatör ayoruk81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2015
    Nereden
    Düzce
    Mesajlar
    1.750
    Beğen
    1.380
    Beğenilmiş
    599
    1.3. Genel İstekleri
    1.3.1. İklim İsteği

    Kışları nispeten soğuk, yazları sıcak olan bölgelerde yetişen kayısı, meyvelerinin istenen kalitede olması için hava nispi neminin uygun düzeyde olması gerekir. Hava neminin çok düşük olması durumunda fazla meyve dökümü meydana gelmektedir. Hava nispi neminin yüksek ve yağışın fazla olması durumunda da çil ve monilya gibi hastalıkların etkisi daha şiddetli olmaktadır.

    Kayısı çeşidine göre değişmekle birlikte gelişmesini normal olarak sürdürmeleri için belirli bir sıcaklık toplamına ihtiyaç duyarlar. Yıllık sıcaklık toplamı, çeşidin o bölgede yetişmesi için minimum sınır olarak kabul edilen sıcaklık derecesinin üstünde geçen saatler toplamı olarak hesaplanır. Gerekli sıcaklık toplamı ne kadar kısa sürede karşılanırsa meyve olgunlaşması o kadar çabuk olur. Akdeniz ve Ege Bölgeleri, daha az sıcaklık toplamı isteyen çeşitler ile turfanda kayısı yetiştiriciliği için uygun bölgelerdir. Sıcaklık toplamının yeterli olmadığı yerlerde kayısı ağaçları zamanında çiçek açmadığı gibi meyvelerini de olgunlaştıramaz.

    Kayısı, mevsimlerin birbirinden kesin sınırlarla ayrıldığı soğuk ve sürekli bir kış, kurak ilkbahar ve güneşli sıcak yaz mevsimine sahip iklim bölgelerinde daha kaliteli ürün vermektedir.

    Düşük nem ve yüksek sıcaklık istemesine karşılık, sıcaklıkların aniden ve fazla yükselmesi durumunda yaprak ve meyvede güneş yanıklığı, meyvelerin küçük kalması, çekirdekte çatlama ve çürüme gibi arazlar meydana gelmektedir.

    Kayısı üretimini olumsuz etkileyen en önemli iklim faktörü ilkbahar geç donlarıdır. Çiçek ve küçük meyve dönemlerinde meydana gelen bu donlar, büyük ürün kayıplarına sebep olmakta, bazı yıllar hiç ürün alınamamaktadır. Akdeniz ve Ege Bölgeleri dışında etkili olan ilkbahar geç donlarını tamamen önlemek mümkün değildir.

    Aşağıdaki uygulamalar ile don zararı bir ölçüde azaltılabilmektedir:
    • Bahçe tesisi için soğuk havanın yoğunlaştığı vadi ve çukur alanlar tercih edilmemelidir.
    • Donlara dayanıklı geç çiçek açan ve kış dinlenmesi uzun olan çeşitler seçilmelidir.
    • Don riski olan yerlerde ağaçlar mümkün olduğunca yüksekten taçlandırılmalıdır.
    • Aşırı ve geç sulamalardan kaçınılmalıdır.
    • Toprak işleme ya sonbaharda ya da geç ilkbaharda yapılmalıdır.
    • Ağaçlar iyi beslenmiş olmalı, zamansız ve fazla azotlu gübrelemeden kaçınılmalıdır.
    • Ağaçların zayıf düşmemesi için hastalık ve zararlılarla mücadele yapılmalıdır.
    • Büyümeyi düzenleyici maddeler ile çiçeklenme geciktirilebilir.
    • Don olayının başlaması ile birlikte ağaç tacı üzerine küçük zerreler hâlinde su püskürtülmesi sap, saman ve eski lastikler yakılarak sisleme ve dumanlama yapılması, don sobaları ile bahçenin ısıtılması, soğuk havanın büyük pervaneler ile karıştırılması gibi önlemler -2, -3 oC’deki donlara karşı etkili olabilmektedir.


    Kayısılar, sürgün ve çiçek tomurcuklarının kış dinlenmesinden çıkabilmesi için belirli bir soğuklama süresine ihtiyaç duyar. Soğuklama ihtiyacı karşılanmayan ağaçların çiçek tomurcukları dökülür ve yaprak tomurcuklarında düzensiz uyanma görülür.

    Kayısı çeşitleri seçilirken ve bir bölgeden başka bir bölgeye kayısı çeşidi götürülürken soğuklama ihtiyacını karşılayıp karşılamayacağı önceden bilinmelidir. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü bölgelerde soğuklama ihtiyacı kısa olan çeşitler seçilmelidir.

    Kurutmalık kayısı çeşitleri, sofralık ve turfanda çeşitlere göre daha uzun soğuklama sürelerine ihtiyaç duyarlar. Kış soğuklama ihtiyacı +7.2 oC’nin altında geçen saatler toplamıdır. Bazı kayısı çeşitlerinin soğuklama süreleri aşağıda (Tablo 1.1) verilmiştir:

    kayısı8.jpg
    Tablo 1: Kayısı çeşitlerine göre soğuklama isteği

    1.3.2. Toprak İsteği

    Kayısı ağacı yarı sıcak ve sıcak bölgelerde, arazinin bol güneş gören güney yönlerinde, derin, geçirgen, az meyilli, sıcak ve besin maddelerince zengin, tınlı ve hafif kireçli, tınlı, kumlu tınlı ve humuslu topraklarda iyi gelişme gösterir ve meyve kalitesi artar.

    Kayısı genellikle toprak reaksiyonu (pH) 6.5-7.5 arasında, organik ve inorganik besin maddelerince yeterli olan topraklarda iyi gelişir. Çok fakir ve kuru topraklarda büyüme geriler ve verim azalır. Böyle topraklar iyi gübrelenmeli ve ihtiyaca göre sulanmalıdır. Ağır ve besin maddelerince zengin topraklarda ağaçlar kuvvetli sürgünler meydana getirir, geç meyveye yatar, meyveleri iri, sulu ancak kuru madde miktarları düşük olur. Kayısı ağaçları nemli ve taban suyu yüksek, ağır killi topraklardan hiç hoşlanmaz. Bu tip topraklarda kayısı ağaçları zamklanma (Gummosis) hastalığına yakalanarak kısa sürede kurur. Böyle topraklarda kayısı bahçesi tesis edilmemelidir.

    1.4. Üretimi

    Kayısı fidanı üretiminde kullanılan en yaygın yöntem aşı ile çoğaltmadır. Çünkü bu yöntem hem çok kolay hem de ucuzdur. Fidanlık toprağı tınlı-kumlu veya kumlu-tınlı, besin maddelerince zengin, kolay işlenir ve süzek olmalıdır. Böyle topraklarda yetişen fidanlar saçak köklere sahip olurlar. Taban suyu yüksek ve tuzlu topraklar, fidan yetiştirmeye uygun
    değildir.

    Kayısı anacı olarak en yaygın zerdali kullanılmasına karşılık badem, şeftali ve erik de kayısı anacı olarak kullanılmaktadır.

    kayısı9.jpg
    Fotoğraf 1.8: Kayısısı bahçesi

    Sonbaharda çekirdekler, tohum tavalarına sıraya veya serpme olarak kendi büyüklüklerinin 3-4 katı derinliğe ekilir ve üzerleri yanmış çiftlik gübresi ile kapatılır. Sıralar arasında 30-35 cm’lik ara yeterli olmaktadır. İlkbaharda çöğürler bir miktar uzayınca seyreltme yapılır. Seyreltilen çöğürler istenirse başka tarafa şaşırtılabilir.

    Çöğürler, yaprak dökümünden sonra aşı parsellerine şaşırtılmak için sökülerek boyları 40-50 cm’den kesilir ve toprak işleme aletine bağlı olarak 60-130 cm sıra arası, 20-30 cm sıra üzeri mesafelerle aşı parsellerine şaşırtılır. Bu çöğürlere haziran ayı içerisinde sürgün göz aşısı veya ağustos-eylül ayları içerisinde durgun göz aşısı yapılır. Aşılama toprak seviyesinden 10-15 cm yukarıdan yapılır.

    Aşıların tutup tutmadığı aşılamadan 15-20 gün sonra dibinde aşı gözü bulunan yaprak sapına hafifçe dokunarak anlaşılır. Yaprak sapı düşmezse aşının tutmadığı anlaşılır ve hemen tamir aşısı yapılmalıdır. Tutmuş aşıların bağları aşılamadan yaklaşık 20 gün sonra çözülür. Aşılanan fidanların bakım işlerine yaprak dökümüne kadar devam edilir.

    2. Bodur Kayısı Yetiştiriciliği

    Bilindiği gibi kayısı üretimi zerdali tohumlarının ekilmesi ile elde edilen çöğürlerin (anaç) aşılanması ve fidan elde edilmesi süretiyle yapılmaktadır. Zerdali tohumlarının farklı kuvvet ve özelikte anaç olduğu ve bir standardı olmadığı için zerdaliden aşı ile üretilen fidanlarla bir bahçe kurulduğunda standart bir anaç olmazlar. Bu anaçlar dolayısıyla üzerine aşılanan çeşide de etki etmektedir ve genellikle kuvvetli taç oluştururlar.

    Bodur kayısıcılıkta amaç öncelikle standart bir veya birkaç kayısı anacı elde etmek, ikinci olarak da belirlenen anaçların bodur ve yarıbodur özellikte olmaları aranmaktadır. Bu amaçlara uygun özellik gösteren özellikle erik, şeftali ve badem anaçları ile bunların melezleri bodur kayısı yetiştiriciliği çalışmasında anaç olarak kullanılmaktadır. Söz konusu anaçlarla çalışmalar devam etmekte olup sofralık çeşitler için uygun anaçlar olmasına rağmen Malatya’nın kurutmalık çeşitleri için henüz anaçlar tavsiye aşamasına gelmemiştir.

    Sofralık kayısılar için Myrobalan 29-C, Isthara Pixy anaçları-Myrobalan 8/1 anaçları dünyada kullanılmaktadır.

    2.1. Tohum Anaçları

    Tokaloğlu (Erzincan): (M.Baş.1994) Kayısı anaçları ve bu konudaki son gelişmeler; çimlenme oranı % 85, kümlatif verim 0.727 olarak belirlenmiştir.

    Çeşitleri:
    • Hacıhaliloğlu kayısısı: Suda çözünen kuru madde miktarı % 28, meyve ağırlığı 26-28 g olup Malatya’daki kayısı ağacı varlığının % 73’ünü oluşturur.
    • Kabaaşı kayısısı: Suda çözünen kuru madde miktarı % 24, meyve ağırlığı 39-42 g, Malatya’daki kayısı ağacı varlığının % 17’sini oluşturup son 10 yılda iyi bir yayılım göstermiştir. Orta büyüklükte ağaçlar oluşturur.


    2.2. Klon Anaçları

    Citation (Peach x Plum), Marianna GF-8/1(Plum), Marianna 2624(Plum), Myrobalan 29-C (Plum), Myrobalan B (Plum), Myrobalan GF-31 (Plum), Pixy (Plum), Kayısı Eriği (Klon), Cadaman (Peach), Isthara, GF-677=Badem x Şeftali melezi (Klon) isimlerinde klon anaçları bulunmaktadır.

    3. Bahçe Tesisi

    Kayısı bahçesinin kurulmasında dikkat edilecek hususları 5 başlık altında toplayabiliriz:

    Yön ve yöney: Kayısı kazık kök yapısına sahip olduğundan yamaçlardan meyil derecesi % 20’ye kadar olan yerlerde rahatlıkla yetişebilmektedir. Hatta ilkbaharın geç donlarından çabuk etkilendiği için kayısı ova ve çukur yerlerden ziyade yamaç ve sırtlarda daha iyi netice vermektedir. Ayrıca bol ışık ve güneş istediğinden güney yamaçlar tercih edilmelidir.

    Toprak derinliği ve toprak vasfı: Kayısı soğuk ve derin ağır topraklarda iyi netice vermemekte, kökler boğulmak suretiyle zamk çıkarmaktadır. Bu nedenle kumlu-tınlı, iyi havalanabilen ve kireççe zengin topraklar kayısı bahçesi için ideal topraklardır.

    Taban suyu: Kayısı ağacının en çok etkilendiği husus taban suyunun toprak yüzeyine yakın oluşudur. Bu nedenle taban suyunun yüksek olduğu yerlerde kayısı bahçesi kurulmamalıdır.

    Kayısı bahçesi tesis edilecek yer: Yol durumu, pazara yakınlığı veya uzaklığı dikkate alınmalıdır.

    Pazar durumu: İç ve dış pazar istekleri göz önünde bulundurularak çeşit seçimi yapılmalıdır.

    3.1. Dikim Sahalarının Hazırlanması

    Daha iyi bir kayısı bahçesi tesisi için dikim sahalarının ilkbaharda krizma edilmek suretiyle toprak sonbahara kadar dinlenmeye bırakılmalıdır. Krizma yapma imkanı olmadığı takdirde tesis edilecek yerin traktörle birkaç kez derin sürülmek suretiyle yine sonbahara kadar yabancı otlardan temizlenmesi, toprağın havalanması ve dinlenmesi gerekmektedir.

    Kayısı fidanı dikiminde dikkat edilmesi gereken en önemli husus, aşı yerinin toprak hizasından 2-3 parmak yukarıda bulunacak şekilde dikim yapılmasıdır.

    3.2. Bahçe Tesis Şekilleri

    Kare şeklinde dikim: Kare dikimde sıra arası ve sıra üzeri mesafeler birbirine eşittir. Bu şekilde tesis edilen bahçelerde toprak işleme daha kolaydır. Kare dikim, özellikle büyük taç oluşturan uzun ömürlü ağaçlar için tercih edilir. İlk yıllar fidanlar arasında fazla boş alan kaldığından, bu alanlarda tek yıllık veya şeftali gibi kısa ömürlü meyve ağaçları dikilerek ara ziraatı yapılabilir (Şekil 2).

    Dikdörtgen şeklinde dikim: Dikdörtgen şeklinde tesis edilen bahçelerde sıra arası mesafe sıra üzeri mesafeden fazladır. Bu dikim şeklinde birim alana dikilen fidan sayısı, kare dikime göre daha azdır (Şekil 3).

    kayısı10.jpg kayısı11.jpg
    Şekil 1: Kare şeklinde bahçe tesisi-------Şekil 2: Dikdörtgen şeklinde bahçe tesisi

    kayısı12.jpg kayısı13.jpg
    Şekil 3: Üçgen şeklinde bahçe tesisi-------Şekil 4: Satranç şeklinde bahçe tesisi

    Üçgen şeklinde dikim: Bu şekilde bahçe kurmak için fidanlar, eşkenar üçgenin köşelerine dikilir. Böylece ağaçların her yönden mesafeleri birbirine eşit olduğundan güneş, hava ve topraktan eşit ölçüde faydalanırlar. Üçgen dikimde birim alana daha fazla fidan dikilmesine karşılık, toprak işleme diğer dikimler kadar kolay olmamaktadır (Şekil 4).

    Satranç şeklinde dikim: Bu dikime beşli dikim de denmektedir. Geniş taç oluşturan fidanlar kare şeklinde dikildikten sonra karenin dört köşesinin kesiştiği yerlere şeftali gibi kısa ömürlü ve küçük taç oluşturan meyve türleri dikilir. Kayısı ağaçları büyüyüp verim çağına gelince ortada bulunan kısa ömürlü ağaçlar sökülür. Satranç şeklinde yapılan dikimde birim alana fazla sayıda fidan dikilmesine karşılık toprak işleme diğer tüm şekillere göre daha zordur (Şekil 5).

    Sık dikim: Son yıllarda birim alandan önemli verim artışı sağlayan ve kısmen bodurluk sağlayan anaçlar üzerine aşılı fidanlar ile daha sık dikim yapılan bahçeler tesis edilmektedir. Avrupa’da daha çok sofralık kayısı yetiştiriciliğinde yaygın olarak kullanılmaktadır. En yaygın olanı 4.5 x 1.5-2 m aralık ve mesafede yapılan dikimdir. Bu mesafelerde dekara 100-120 fidan dikilmektedir. Sık dikim yapılan kayısı ağaçlarında her yıl düzenli olarak yaz budaması yapılmalıdır.

    Bir dekara dikilecek fidan sayısının hesaplanması:


    Kayısı bahçesi tesis ederken uygulanacak dikim mesafeleri anaç, çeşit, toprak ve iklim şartları, toprak işleme mekanizasyonu ve mücadele yöntemlerine göre değişmektedir. Sulanabilen ve derin olan topraklara dikimlerde verilecek mesafeler susuz ve kıraçlara göre daha fazladır.

    Fidan dikimi:
    Kayısı bahçesi kurulacak arazi, sonbaharda traktörle derin olarak sürülür ve ertesi sonbahara kadar dinlenmeye bırakılır. Fidan dikimleri, sonbaharda yaprak dökümünden başlayarak ilkbaharda tomurcuk kabarmasına kadar devam eder. Kış mevsiminin ılık geçtiği bölgelerde sonbahar dikimi tercih edilmeli, ancak kışı şiddetli soğuk geçen bölgelerde ilkbaharda dikim yapılmalıdır.

    Fidan dikilecek çukurlar, sonbahar yağmurlarından ve dikimden 1.5-2 ay önce açılarak havalanması sağlanır. Fidan çukuru en az 60 cm derinlik ve genişlikte açılır, taş vb. yabancı maddeler ile yabancı otlar ayıklanır (Şekil 6). Fidan çukurları açılırken verimli üst toprak çukurun bir tarafına, alttan çıkan ham toprak başka bir tarafa konur. Bir ölçek bahçe toprağı + bir ölçek yanmış çiftlik gübresi + bir ölçek kum karıştırılarak hazırlanan dikim harcı çukurun dip kısmına konur.

    kayısı15.jpg
    Şekil 5: Fidan çukurunun hazırlanması

    Fidanlara dikimden önce mutlaka dikim budaması yapılmalıdır (Şekil 1.7). Gövde üzerinde bulunan tüm yan dallar dipten çıkarılarak fidanın tepesi 80-120 cm’den kesilir. Birbirine girmiş, kırılmış ve yaralı kökler çıkarılır. Dikilen fidanların aşı noktasının toprak seviyesinden yaklaşık 10 cm yukarıda kalmasına dikkat edilmelidir.
    adneser (12-03-2016) Bunu beğendi.
    Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz(Anonim)

  3. #3
    Moderatör ayoruk81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2015
    Nereden
    Düzce
    Mesajlar
    1.750
    Beğen
    1.380
    Beğenilmiş
    599
    Aşı noktasının toprak içinde kalması durumunda fidanın gelişmesi durur ve bir süre sonra kurumalar görülmeye başlar. Rüzgarlı bölgelerde dikilen fidanların zarar görmemesi için fidanın yanına bir herek dikilir ve fidan bu hereğe bağlanır. Fidan dikim yerleri işaretlendikten sonra fidan çukuru açılırken dikim yerinin sağa veya sola kaymaması için fidanlar dikim tahtası kullanılarak dikilmelidir (Şekil 8).

    Dikim işi bittikten sonra hemen fidanlara can suyu verilmelidir. Dikimde her fidan için 10 kg yanmış çiftlik gübresi, 300 g amonyum sülfat, 200 g potasyum sülfat ve 200 g triple süper fosfat verilmelidir.

    kayısı16.jpg
    Şekil 6: Dikim budaması yapılmış bir fidan

    kayısı17.jpg
    Şekil 7: Dikim tahtası kullanılarak fidan dikilmesi

    2. Kültürel İşlemler

    Kayısı yetiştiriciliğinde kültürel işlemler; sulama, ilaçlama, gübreleme, budama ve destek sağlama yardımcı kültürel işlemler olmak üzere beş başlık altında toplanmaktadır.

    2.1. Sulama

    Kayısı ağaçları diğer meyve türlerine göre daha az su istemekle birlikte ağaçların ihtiyaç duyduğu dönemde ve yeterli miktarda yapılan sulamalarda verim ve meyve kalitesi artmaktadır. Sulama zamanı ve sayısı ile her sulamada verilecek su miktarı; uygulanan sulama sistemi, toprak yapısı, iklim koşulları, arazinin eğimi, bitki çeşidi ve yaşına bağlı
    olarak değişmektedir.

    İklim koşulları, rakım ve ağaçtaki meyve yüküne bağlı olarak değişmekle beraber genel olarak kayısı ağaçlarında yılda 5-10 kez sulama yapılmaktadır. Sulamalara, sıcak ve kurak bölgelerde mayıs sonu-haziran başında başlanır, eylül sonu-ekim başına kadar 15-20 gün aralıklarla devam edilir. Sulamaların tam olarak yapılmaması ve suyun erken kesilmesi ile ertesi yıl açan çiçek sayısı azalmakta, çiçek ve meyve dökümü artmaktadır.

    Derin, killi ve ağır topraklarda seyrek; kumlu ve süzek topraklarda daha sık sulama yapılmalıdır. Yazları kurak, nispi nemin düşük olduğu bölgelerde sık, yağışlı ve nemli bölgelerde daha seyrek sulama yapılmalıdır. Ağaçtaki meyve yükü arttıkça ağacın su ihtiyacı da artmaktadır. Bu dönemde kayısı ağaçları hem daha sık hem de her sulamada daha fazla suya ihtiyaç duyarlar. Kayısı ağaçları hasattan 7-10 gün önce mutlaka sulanmalıdır. Ağır killi topraklarda ağaçlara fazla su verildiğinde ağaçlar zamk çıkarır, yapraklar küçülür, sararır ve ağaç bir süre sonra kurur.

    Ağaçlara su verme zamanının belirlenmesi, en basit olarak yaprakların solması ve pörsümesi ile anlaşılır. Sabah veya akşam saatlerinde birkaç yaprak avuç içine alınarak sıkılır. Eğer yapraklar avuç içinde buruşup kırılmıyorsa sulama zamanının geldiği anlaşılır. Yapraklar gevrek ve ses çıkararak kırılıyorsa sulama zamanı gelmemiştir. Bu işlem öğlen
    sıcak saatlerde yapılmamalıdır. Bu saatlerdeki gözlemler yanıltıcı olmaktadır.

    Sulama yapılırken aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir:
    • Ağacın sağlığı için suyun ağaç gövdesine değmemesine dikkat edilmelidir.
    • Sulama sabahın erken saatlerinde, akşam veya gece yapılmalıdır.
    • Suyun dengesiz verilmesi meyvelerde çatlamalara, dökülmelere ve kalite bozukluğuna yol açar.
    • Ağır topraklarda suyun göllenip zamklaşma ve kök çürüklüğü gibi hastalıklara yol açmaması için sulama suyunun kontrollü verilmesi gereklidir.
    • Ağacın kök boğazı çevresine 50 cm kadar yarıçaplı küçük bir çanak ağaç tacı izdüşümü genişliğinde ikinci bir çanak açılır ve su bu iki çanağın arasına verilir.
    • Diğer meyve türleri gibi kayısıda da aşağıdaki sulama yöntemleri uygulanmaktadır.


    2.1.1. Çanak Sulama

    Meyvecilikte en yaygın kullanılan sulama yöntemidir. Su ağaç taç izdüşümüne açılan çanağa doldurularak yapılan sulamadır. Ağacın kök boğazına su değmemesi için gövde etrafına küçük ikinci bir çanak yapılır. Suyun gövde ile temasını önlemek için kök boğazına toprak yığmak yanlış bir uygulamadır. Toprağın ısınması ile gövdenin bu kısmı çürür ve ağaç kurur. Çanak büyüklüğü, toprak yapısı ve ağaç taç genişliğine göre değişmektedir.

    kayısı18.jpg
    Fotoğraf 2.1: Çanak sulama

    2.1.2. Tava Sulama

    Ağır ve killi topraklara sahip bahçelerde uygulanan bir sulama yöntemidir. Düz ancak geçirgen olmayan topraklarda uygulanır. Her ağaç bir tava içerisine alınır ve tavalar su ile doldurulur. Tavalara verilen su, toprağın özelliğine göre belli bir sürede toprak tarafından emilir.

    2.1.3. Damla Sulama

    Suyun kıt olduğu yerlerde az su ile daha geniş alanların sulanması sağlanır. Yağmurlama sulama gibi basınçlı su sağlanması durumunda uygulanabilecek bir sistemdir. Fazla işgücüne ihtiyaç göstermez ve uygulanması kolaydır. Bu sistemde esas olan kısa zaman aralıklarıyla sulama yapılmasıdır. Gelişmesini tamamlamış veya yaşlı ağaçlarda, bu yıllardan sonra damla sulama sisteminin tesis edilmesi, bitkide olumsuz tepkilere neden olmakta, ağaçlar bu sisteme uyum sağlayamamaktadır. Damla sulama sisteminin fidan dikimi ile birlikte veya erken yıllarda tesisi, ağaçlar için daha uygun olmaktadır.

    kayısı19.jpg
    Fotoğraf 2.2: Damla sulama

    2.1.4. Yağmurlama Sulama

    Basınçlı su sağlanması durumunda sabit ve seyyar olarak tesis edilen bir sulama sistemidir. Arazi yapısının yüzey sulama yöntemlerine uygun olmaması durumunda, rahatlıkla uygulanabilir bir sulama sistemidir. Uygulanması kolaydır ve fazla işgücüne ihtiyaç yoktur.

    Bu sistemde bitkiye verilen suyun fazla miktarda buharlaşmasını önlemek için sıcak yaz günlerinde gece sulaması tercih edilmeli, şiddetli rüzgarların hakim olduğu bölgelerde bu sistem tercih edilmemelidir. Yüzey akışına meydan vermemek için yağmurlama başlıkları debisinin, toprağın su alma hızından düşük olmasına dikkat edilmelidir.

    Gerek damla sulama gerekse yağmurlama sistemi ülkemizde gün geçtikçe yaygın olarak kullanılmaktadır. İlk tesis masrafları yüksek ancak suyun kıt olduğu yerlerde, engebeli ve meyilli arazilerde kolaylıkla sulama yapılabilmektedir.

    2.2. İlaçlama

    Hastalık ve zararlılarla mücadelede geniş bilgi için KAYISI - BADEM Hastalık ve Zararlıları ile Mücadele konusuna göz atabilirsiniz.

    2.3. Gübreleme

    Kayısı, sert çekirdekli meyve türlerinden olup topraktan oldukça fazla besin maddesi kaldırmaktadır. Kayısı yetiştiriciliğinde iyi bakım ve doğru gübreleme ile kayısıda ağaç başına meyve verimi daha iyi bir duruma getirilebilir.

    Gübrelemeden beklenen faydanın sağlanması birçok faktöre bağlıdır. Bunlar sulama, hastalık ve zararlılarla mücadele, budama ve toprak işleme gibi gübrelemeyle doğrudan ilgisi olmayan kültürel faktörlerdir. Bu faktörlerden birinin yetersiz oluşu gübrelemenin etkisini ortadan kaldırabilmektedir.

    Toprak derinliğinin yeterli olmayışı, drenaj bozukluğu, yüksek kireç, tuzluluk, toprak bünyesinin ağır olması, suyun tuzlu ve sert oluşu gibi faktörler de bitkinin gübrelemeye cevabını kısıtlar ve sağlıklı gelişmesini engeller. Bu bakımdan bahçe tesisinden önce toprağın ve suyun iyi bir şekilde incelenmesi gerekir.

    Kayısıya uygulanacak gübre miktarı ülkeden ülkeye, bölgeden bölgeye ve hatta bahçeden bahçeye farklılık gösterir. Bu durum kayısı yetiştirilen yerin toprak, iklim, çeşit, anaç, ağacın yaşı gibi faktörlerin farklı olmasından kaynaklanmaktadır.

    2.3.1. Dikim Öncesi ve Dikim Döneminde Gübreleme ve Alınacak Diğer Önlemler

    Kayısı dikilecek arazi daha önceden tarla bitkileri yetiştiriciliğinde kullanılan bir arazi ise toprak katmanlarının sıkışması söz konusudur. Bu nedenle bu arazide, sıcak ve kurak geçen bir dönemde, çizel, dipkazan veya riperle sert tabakanın kırılması ve patlatılması gerekir. Sert tabakanın kırılmasından sonra sonbaharda, uygun toprak işlemeleriyle arazi hem dikime hazır hâle getirilir hem de üst toprağın ihtiyacını karşılamak üzere gübreleme yapılır. Gübrelemenin toprak analiz sonuçlarına göre yapılması gerektiğinden, dikimden önce usulüne uygun toprak örneği alınmalıdır.

    2.3.2. Yeni Fidan Dikimlerinde Gübreleme

    Yeni fidan dikimlerinde çukur ve tüm saha gübrelemesi olmak üzere iki şekilde gübreleme yapılır.

    Çukur gübrelemesi: Gübreler fidan çukuru dibine konulur. Genel bir öneri olarak her fidan çukuruna 300 g amonyum sülfat, 200 g triple süper fosfat ve 200 g potasyum sülfat gübresi karıştırılıp üzeri toprakla örtülür.

    Tüm saha gübrelemesi: Toprak analizine göre fosforlu ve potasyumlu gübreler toprak yüzeyine serpilip pullukla toprağa karıştırılır. Toprak reaksiyonunu düzenlemek için gerekli kükürt ve kireç ihtiyacı da bu şekilde karşılanabilir.

    2.3.3. Gençlik Döneminde Gübreleme

    Dikimde ahır gübresi kullanıldığında, ilk yıl azotlu gübrelemeye gerek yoktur. Azotlu gübre ikinci yıldan itibaren her bir yaş için 100-150 g % 21 N içeren amonyum sülfat verilmelidir. Fosforlu ve potasyumlu gübreler toprak analizine göre 2-3 yılda bir fidan başına 50 g triple süper fosfat, 100 g potasyum sülfat şeklinde verilebilir. Toprak reaksiyonu (pH) 7.5’ in üzerinde olduğu durumlarda azotlu gübre kaynağı olarak amonyum sülfat kullanılmalıdır.

    2.3.4. Mahsul Döneminde Gübreleme

    Verim çağına gelen kayısı ağaçlarında sadece toprak analizi yeterli değildir. Yaprak analizlerinin de yapılması gerekir. Verim çağındaki ağaçlarda 2-3 yılda bir yaprak analizi gerekir. Yaprak analizi ağacın yeterli beslenip beslenmediğini belirten önemli bir kılavuzdur.

    Ürüne yatmış meyve ağaçlarında ağaçtan kaldırılan ürün miktarına göre gübre verilmesi gerekir. Ancak genel kural olarak ağacın her yaşı için her yıl 100-150 g % 21 N içeren amonyum sülfat ile 2-3 yılda bir ağaç başına 0.5-1 kg triple süper fosfat ve 1-2 kg potasyum sülfat gübresi verilmelidir.

    Azotlu gübreler ikiye bölünerek uygulanmalıdır. 2/3’si erken ilkbaharda (mart) tomurcuk kabarma dönemi, çiçeklenmeden üç hafta önce, 1/3’i ilk suda (mayıs) ayında meyve çekirdeği sertleştiği dönemde ağaç tacı içine serpilip toprakla karıştırılmalıdır.

    2.3.5. Gübrelerin Verilme Metotları

    Bitkilerin gübreleme ile toprağa verilen gübreden en iyi şekilde faydalanmaları için toprağa uygun şekilde verilmesi gerekir.

    kayısı20.jpg
    Resim 2.5: Toprak yüzeyine serpme olarak gübre uygulama

    Toprak yüzeyine serpme olarak uygulama: Bu uygulama metodunun esası; verilecek gübrenin ağaç gövdesinden 40-50 cm uzakta olacak şekilde ağaç taç izdüşümüne serpme olarak verilip sonradan toprak ile karıştırılmasıdır.

    Bu metotla sadece azotlu gübrelerin verilmesi uygundur. Azot, fosfor ve potasyumdan farklı olarak fazla hareketli olduğundan bitki köklerine kolayca ulaşabilmekte ve etkisini daha kısa sürede gösterebilmektedir.

    Toprak içerisine uygulama: Toprak içerisine gübre uygulama metotları değişik şekillerde verilmekte olup bunları aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

    Hendek şeklinde uygulama: Bu uygulama daha çok genç ağaçlar için uygundur. Ağaçların etrafına (taç izdüşümüne) 20-25 cm derinlik ve 40 cm genişliğinde hendekler açılarak verilecek olan fosforlu ve potasyumlu gübreler, hendek içerisine eşit olarak paylaştırılır ve toprakla üzeri kapatılır.

    Çukur metodu: Bu metot daha çok gelişmesi ilerlemiş ağaçlarda uygulanır. Bunun için ağaç tacı altında m2ye 2-3 çukur olacak şekilde 20-25 cm’lik çukurlar açılır ve verilmek istenen fosforlu ve potasyumlu gübreler bu çukurlara
    verilerek çukurların üzeri kapatılır.

    kayısı21.jpg kayısı22.jpg
    Şekil 2.6: a. Hendek şeklinde uygulama b. Çukur metodu

    Ağaç sıraları arasına uygulama: Ağaç tacı alçak olan ağaçlar için ağaçların sıra aralarına, ağaç gövdesinden 1-1,5 m uzakta olacak şekilde ve 20-25 cm derinlikte hendekler açılmak suretiyle verilmek istenen fosforlu ve potasyumlu gübreler bu çukurlara verilerek çukurların üzeri kapatılır.

    kayısı23.jpg
    Şekil 2.7: Ağaç sıraları arasına gübre uygulaması

    Yaprak uygulaması: Bu metodun esası besin eriyiklerinin belli konsantrasyonlarda hazırlanarak ilkbaharda yapraklar oluşunca, yapraktan bitkiye verilmesidir. Bu yöntemle daha çok mikro besin maddeleri (Fe, Zn, Mn vb.) bitkiye verilir.
    adneser (12-03-2016) Bunu beğendi.
    Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz(Anonim)

  4. #4
    Moderatör ayoruk81 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2015
    Nereden
    Düzce
    Mesajlar
    1.750
    Beğen
    1.380
    Beğenilmiş
    599
    2.4. Budama ve Destek Sağlama

    Budama, meyve ağaçlarının düzgün ve kuvvetli bir taç oluşturmalarını ve uzun yıllar verim çağında kalmasını sağlamak, kuvvetten düşmeye başlamış olan ağaçları yeniden kuvvetlendirerek bir süre daha kaliteli meyve vermelerini sağlamak için yapılır. Budamalar, yapıldıkları dönemlere göre kış budaması ve yaz budaması olarak ikiye ayrılır.

    Kış budaması:
    Kışları ılık geçen yerlerde ağaçlar yapraklarını döküp kış dinlenmesine girdikleri zaman budama için en uygun dönemdir. Ancak kışı sert geçen yerlerde, şiddetli donlardan önce budama yapılmamalıdır. Meyve ağaçlarını budamak için en uygun zaman, sonbaharda yaprak dökümü ile ilkbaharda gelişmenin başlaması arasındaki dönemdir

    Yaz budaması:
    Avrupa’da yıllardan beri yapılan yaz budaması, ülkemizde yeni yeni uygulanmaya başlanmıştır. Yaz budamasında amaç meyvelerin daha iyi renklenmelerini sağlamak, ağacın gelişmesini kontrol altına almak, kış aylarında yapılacak olan budama işlemlerini azaltmak, hasat işleri ile kültürel etkinlikleri iyileştirmek ve kolaylaştırmaktır.

    Yaz boyunca meyve ağaçlarında sürgünlerin seyreltilmeleri, uç alma, eğme, bükme, dalların birbiriyle karşılıklı bağlanmaları ve açıların genişletilip daraltılmaları gibi yapılan işlemlerin tümüne yaz budaması denir.

    Meyve ağaçlarında yaz budaması, ilkbahar gelişme döneminin sonu ile yaz gelişme dönemi içerisinde, sürgünler odunlaşmaya başladıktan sonra yapılır. Genellikle ağaçlar üzerinde şekli bozan, büyümeleri istenmeyen dallar kesilerek çıkartılır ya da eğilip bükülür. Bazı dalların da açıları duruma göre genişletilip daraltılabilir.

    Yaz budaması, özellikle meyve ağaçlarını şekillendirme yıllarında yapılması gerekli bir işlemdir. Yaz budaması yapılan meyve ağaçlarının dalları kırılmaya karşı mukavemetli olmakta ve düzgün taç oluşumu sağlamaktadır. Çiçek tomurcuğunun erken oluşması ve pişkin olarak kışa girmesi de yaz budamasının faydalarındandır.

    Değişik meyve tür ve çeşitlerinde, bir meyveye 40 yaprak düşünülmekte, meyve yaprak oranı ancak yaz budaması ile sağlanabilmektedir. Bu oran meyvenin görünümüne, rengine, pazar değerine ve depolama süresine etki etmektedir.

    Meyve türlerinde budama dikim budaması, şekil budaması, ürün budaması ve gençleştirme budaması olmak üzere dört bölüme ayrılmaktadır.

    2.4.1. Dikim Budaması

    Kayısı fidanlarına dikimden önce taç ve kök budaması yapılır. Kayısı bahçesi tesis edilirken bir yaşındaki fidanlar tercih edilmelidir. Fidanların, gövde üzerindeki bütün yan dalları dipten çıkarılarak fidanın tepesi 80-120 cm yükseklikte aşı yerinin ters tarafına bakan bir göz üzerinden meyilli olarak kesilir. Yan dallarda ve gövdede kısaltma yapılmayan fidanlar erken uyanırlar ve henüz kök sistemi çalışmaya başlamayan fidanın bünyesindeki su, yapraklar tarafından dışarı atılır ve fidan kurur. Kök budamasında birbirine girmiş, kırılmış ve yaralı kökler çıkarılır, uzun kökler dikim çukurunun büyüklüğüne göre kısaltılır.

    2.4.2. Şekil Budaması

    Kayısı ağaçlarının düzgün ve kuvvetli bir taç oluşturması, ağaçlardan düzenli ve kaliteli ürün alınabilmesi için fidanlara dikimden itibaren uygun şeklin verilmesi gerekir. Kayısı ağaçlarına genellikle değişik doruk dallı (modifiye lider), doruk dallı ve goble şekillerinden birisi verilir.

    Modifiye lider (değişik doruk dallı şekil)
    Dikim budaması yapılarak dikilen fidanlara, o yıl herhangi bir müdahale yapılmaz. İkinci yıl fidan üzerinde tepedeki gözden süren lider dal olmak üzere, toprak seviyesinden 50-60 cm yükseklikten itibaren beş ana dal seçilir. Dallar arasında 15–20 cm mesafe bulunmalı ve bu dalların gövde ile 45–60 derece, kendi aralarında eşit (yaklaşık 70 derece) açı oluşturmalarına dikkat edilmelidir. Bunların dışında kalan dallar dipten çıkartılır. Yıl içerisinde fazla büyüyen sürgünler 40-50 cm’den itibaren dışa gelen bir göz üzerinden kesilir.

    Üçüncü yıl, önceki yıllar fazla büyüyen sürgünler 40–50 cm’den daha az bir gelişme göstermişse dokunulmaz. Bunlardan daha uzun dallar, uçtan dışa gelen bir göz üzerinden kesilir, seçilen beş ana dal haricindekiler dipten çıkarılırlar.

    Dördüncü yıl her ana dalda, biri ana diğeri yavru dal olmak üzere iki dal seçilir. Ana dalı teşkil edecek dal bir önceki ana dalın devamını sağlamalı, yardımcı dal ise ana dalda 10 - 20 cm uzaklıkta bulunmalıdır. Bunların dışında kalan dallar eğilip bükülerek ana ve yavru dalların daha kuvvetli gelişmeleri teşvik edilir. Kurak ve bol güneşli bölgelerde uygulanacak bir sistem olup Malatya bölgesi için en uygun şekil budamasıdır.

    Doruk dallı sistem
    Doruk dallı terbiye sistemi, değişik doruk dallı sisteme çok benzemektedir. Doruk dallı sistemin tek farkı, bu sistemde bir doruk dal ve üç yan dalın bulunmasıdır. İleri yıllardaki tüm uygulamalar modifiye lider sistemindeki gibi yapılır.

    Goble sistemi
    Bu sisteme kase, çanak veya vazo biçimi de denmektedir. Dikim budaması yapılarak dikilen fidanlara ilk yıl herhangi bir müdahale yapılmaz. İkinci yıl tepeye yakın yerden çıkan ve aralarında 10-15 cm mesafe ve 120 derecelik açı yapan üç sürgün seçilir, diğerleri dipten kesilir. Yaz döneminde bu dallar üzerinde çıkan diğer sürgünler temizlenir ve uç alma yapılır. Üçüncü yıl, bir önceki yıl bırakılan üç sürgün 10-15 cm uzunlukta kesilir. Sonraki yıllar, ağaca verilen goble şeklini bozacak sürgünler ile hastalıklı ve kurumuş dallar kesilerek şeklin muhafazası sağlanır.

    Goble sistemi yağışlı ve nemli bölgelerde, ışıktan maksimum derecede yararlanmayı sağlamak için tercih edilmelidir. Güneşlenmeden dolayı meyvelerde renk oluşumu artmakta, taç içerisinde nemin azalması ile mantari hastalıklar azalmaktadır. Kurak ve sıcak geçen bölgelerde bu şekil verilmiş ağaçlarda gövde, yaprak ve meyvede yanıklar meydana gelmektedir. Aşırı meyve yüklü olduğu ve kar yağdığı yıllarda dallarda kırılmaların meydana gelmesi bu sistemi uygularken bölgenin iklim şartlarını göz önünde bulundurmayı zorunlu kılmaktadır.

    2.4.3. Ürün Budaması

    Şekil verilmiş kayısı ağaçları verime yattıktan sonra fazla budama yapılmaz. Hastalıklı, kurumuş, kırılmış, üst üste binmiş ve taç içerisine ışığın girişini engelleyen dallar kesilir. Şiddetli budamalarda kayısı ağaçları zamk çıkarır, eğer kalın dal kesimine devam edilirse ağaç sararıp kuruyabilir. Mutlaka kalın dal kesimi gerekiyorsa bu 2-3 yıla yayılmalıdır.

    Kayısı ağaçlarında, yumuşak çekirdekliler ve şeftali gibi gençleştirme budaması ve sert budama yapılmaz. Zayıflamış ve verimden düşmüş ağaçlar sulama, gübreleme, mücadele gibi kültürel uygulamalarla ıslah edilmelidir.

    2.4.4. Gençleştirme Budaması

    Meyve ağaçlarında çeşit ve tür özelliğine göre uygulanmasına rağmen kayısıda kesinlikle uygulanmayan bir budamadır. Kayısıda uygulandığında kesilen yerlerde yeni sürgünler çıkmamakta, çıkanlar da uzun ömürlü olmamakta, kayısı ağaçları kuruyarak ölmektedir.

    kayısı24.jpg
    Fotoğraf 2.11: Verim çağındaki bir kayısı ağacının görünüşü

    2.4.5. Destek Sağlama

    Ağaçlar büyüyüp yaşlandıkça dallar, yaprak ve meyvelerin ağırlığı ile aşağı doğru sarkar. Ürünün fazla olduğu özellikle olgunluğa doğru dalların kırılma tehlikesi artar bunu önlemek için dallara herek vererek kırılmaları önlenir.

    2.5. Yardımcı Kültürel İşlemler

    Kayısı bahçelerinde yapılan yardımcı kültürel işlemler; torak işleme, seyreltme ve yabancı ot mücadelesi yapma olarak sıralanabilir.

    Toprak işleme:
    Kayısı bahçelerinde toprak işleme genel olarak yabancı otların yok edilmesi, toprağın havalandırılması, toprağın ısınması, toprak kaymak tabakasının kırılması, toprak su tutma kapasitesinin artırılması, ilkbaharda mevcut nemin muhafaza edilmesi, organik ve inorganik gübrelerin toprağa karıştırılması amacıyla yapılır.

    Genel olarak sonbaharda pullukla 15-20 cm derinlikte bir toprak işleme yapılır. Böylece kış mevsiminde yağacak kar ve yağmurdan faydalanılarak bunun bir kısmı toprakta tutulur. İlkbaharda ise nemin muhafaza edilebilmesi için daha yüzeysel bir toprak işleme yapılır. Bu amaçla şartlara göre kazayağı ve diskaro gibi aletler kullanılabilir.

    İlkbaharda yapılan toprak işleme için yabancı otların çıktığı ve meyvenin zeytin çekirdeği büyüklüğüne eriştiği dönem uygundur. Bundan önce yapılacak erken toprak işleme, hem yabancı otları yok etmez hem de çiçek ve meyve dökülmesine neden olur.

    Kayısı bahçelerinde ağaç yakınındaki köklerin zedelenmemesi için özellikle kök bölgesinde derin toprak işlemeden kaçınılmalıdır. Son yıllarda kayısı ağaçlarının sulanması için ağaç taç izdüşümüne açılan çanaklara freze, çapa vb. ile toprak işleme yapılmaktadır. Bu şekilde işlenen toprağın yapısı bozulmakta; altta sert ve geçirimsiz bir tabaka oluşmaktadır. Bu şekilde yapılan toprak işleme tavsiye edilmemektedir.

    Çanak sulama ile sulanan ağaçlarda çanak içerisini, 15-20 cm derinliğe kadar bel ile yapılan toprak işleme, hem toprak yapısının muhafazası hem de bitki için en uygun yöntemdir.

    Yukarıda bahsedilen geleneksek toprak işlemenin yanı sıra kayısı ağacının sadece taç izdüşümünün işlendiği azaltılmış toprak işleme veya zorunlu işlemler için yapılan toprak işleme hariç toprak işlemenin yapılmadığı, toprak işlemesiz sistem ve sıra aralarının çeşitli malçlarla (buğday anızı, mısır anızı, talaş, yaprak, plastik malzeme vb.) örtüldüğü malçlı toprak işleme de kayısı bahçelerinde uygulanabilir.

    Seyreltme:
    Kayısılarda seyreltme sofralık çeşitlerde yapılır. Seyreltmede önemli olan seyreltme zamanı ile seyreltme sırasında meyveler arasında bırakılacak mesafelerdir. En iyi seyreltme zamanı çekirdeğin sertleşmeye başladığı zamandır. Seyreltme sırasında küçük meyveler koparılmalı, büyük olanlar bırakılmalı, hastalıklı, biçimsiz ve çift meyveler koparılmalıdır. Uç dallarda, dal ucuna gelen meyveler daha fazla seyreltilir. Seyreltme mesafesinin 4-8 cm arasında olması tavsiye edilir.

    Yabancı otlarla mücadele:
    Yabancıotlar, kısaca yetiştirme alanındaki istenmeyen bitkiler olarak tarif edilebilir. Yabancıotlar kültür bitkisi ile besin, su ve ışık için rekabet etmekte allelopatik etki ve gölge tesiri ile bitki gelişimini engelleyerek verimi düşürmekte, sulama kanallarını işgal ederek suyun akışını yavaşlatmaktadır. Sulama ve gübreleme olanaklarının artması ile hızla çoğalan yabancıotlar meyve bahçelerinde ağaçların suyuna ve besin maddelerine ortak olmak, hasadı güçleştirmek ve diğer hastalık ve zararlılara konukçuluk yapmak suretiyle de zararlı olur.
    Kayısı alanlarında en yaygın olarak Geliç veya Kanyaş, Köpek dişi ayrığı, Tarla sarmaşığı, Köygöçüren, Sirken, Meyan kökü, Demir dikeni, Çoban değneği, Horoz ibiği ve Yabani hardal gibi yabancıotlar mevcuttur. Mücadelesi;

    Kültürel önlemler:
    Meyve bahçelerinde kültürel tedbir olarak çapalama, biçme, sürme ve gereği kadar tam yanmış gübre uygulamaları yer almaktadır. Çiftlik gübresi iyice yandıktan sonra toprağa verilmeli, sulama suyu ile olan bulaşmalar önlenmelidir. Çok senelik yabancıotlarda ise birkaç kez toprağın işlenmesi, bunların zayıf gelişmesine neden olacağından faydalıdır. Ancak her defasında yabancıot artıklarının işlenmiş toprak yüzeyinden toplanması ve yakılması tavsiye edilir.

    Kimyasal mücadele:
    Kimyasal ilaç kullanmak suretiyle de yabancıotlar kontrol altına alınabilir. Ancak meyve bahçelerinde kimyasalların kullanımında çok dikkatli olunmalıdır. Zira genel olarak yabancıot ilaçları sistemik etkiye sahip olduklarından, toprağa uygulandıklarında kültür bitkisi de bu ilacı bünyesine alabilir ve sonuçta zarar görebilir. Bu sebeple özellikle genç bahçelerde kimyasal ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.

    Meyve bahçelerinde yabancıot mücadelesi çıkmadan önce ve çıktıktan sonra olmak üzere iki ayrı şekilde yapılmalıdır. Tek yıllık yabancıotlara karşı ilaçlama, çıkış öncesi olarak ilkbaharda bahçe sürülüp otlar temizlendikten sonra yapılır. Yabancıotlar çıktıktan sonra yapılacak ilaçlamalar ise ilkbaharda veya sonbahar sürümünden sonra, yabancıotlar 4-6 yapraklı olduğu devrede iken uygulanmalıdır. İlacın ağaç yaprak ve dallarına değmemesine dikkat edilmeli, 4 yaşından küçük fidanlara ilaçlama yapılmamalıdır.


    MAHSÜLÜNÜZ BOL VE BEREKETLİ OLSUN

    Kaynak: MEGEP (MESLEKİ EĞİTİM VE ÖĞRETİM SİSTEMİNİN GÜÇLENDİRİLMESİ PROJESİ)
    adneser (12-03-2016) Bunu beğendi.
    Hiçbir İyilik Cezasız Kalmaz(Anonim)

  5. #5
    Kullanıcı bitkimdeniz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar) Toprak
    Üyelik tarihi
    Oct 2018
    Nereden
    Isparta
    Mesajlar
    36
    Beğen
    0
    Beğenilmiş
    0
    Teşekkürler hocam. Çok güzel bilgiler vermişsiniz.

Yetkileriniz

  • Konu Açma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •